Flamenkoyu çok çabuk öğrenerek kendi zamanının en itaristlerinden biri
olacak seviyeye gelmeyi kısa zamanda başardı. İlk kez 12 yaşında
profesyonel olarak sahneye çıktı.18 yaşında modern flamenkoyu bir yana
bırakarak flamenko müziğindeki o eşşiz konsept ve yorumunu
araştırmaya ve şekillendirmeye aşladı. Kendini sadec ayrıcalıklı bir
enstrumantalist olarak değil aynı zamanda bir kompozitör olarakta geliştirdi.
Bütün çalışmaları sırasında sanatında kültürel mirasa sadık kalırken modern
çağın müziğinin gereklerinede sırt çevirmedi.Manolo Sanlucar kimsenin
yetenekleri hakkında şüphe duymadığı çok az sanatçıdan biridir. Sıradışı
bir teknik ve müzikaliteye sahiptir. Resitallerinden herbiri gitar ve sanat
için harika birer ders niteliğindedir.
Doğaçlama tarzla bağlarını hiç bir
zaman kaybetmeyen ve flamenko stiliyle ruhsal bağlantısı olan şaşırtıcı
tekniğiyle gelişmeyi ve kuralların dışına çıkmayı kabul etmeyen modellerin
kendisini etkilemesine izin vermeden kendini geliştirmeyi başarmıştır.
Birbirinden ayrı hatta zıt olarak nitelendirilen iki müzikal fikri dengeleyerek
oluşturduğu füzyon ‘FANTASİA PARA GUITARRA Y ORQUESTA’ (GİTAR
VE ORKESTRA İÇİN FANTAZİ) akımınında içinde bulunduğu 4 grupta en
açık şekilde görülür.
TREBUJENA adlı gitar ve orkestra konserlerınde flamenkonun köklerinden
başlayarak flamenkoya yeni bir kapı açtı ve tamamen yeni bir oluşum
açığa çıkardı.Boğa güreşi dünyasını ele alarak yazdığı müzikal eser olan
‘TAUROMAQİA’ve ispanyol ulusal balesi için bestelediği –MEDEA-adlı
eseri hakettiği üzere tüm dünyada başarı topladı. Gitarın ve diğer
enstrumanların (telli çalgılar, perküsyon) harmanlandığı temalarının
her notasında savaş sanatının tarihini, boğaların bozkırdaki
doğumundan, matadorun büyük kapıdan(prenses kapısı) geçtiği andaki
muhteşem görüntüsüne, umut, korku, mutluluk, ölüm ve zafer anlarının
fiestaya dönüşümüne kadar bir çok konu yer alır. TAUROMAQİA,
Manolo Sanlucar’ın müzisyen ve kompozitör olarak olgunluğunu
gösteren duygulu bir eserdir. Solea adlı eserinde iki kadının elinden
endülüs ruhunun içine işlemiştir. Öyküsü bazen hüzünlü, bazen
mutlu, bazen dramatik olan endülüsün günlük yaşamını anlatır çoğu
eserinde. Notaların armonisi ve melodik yapısı, güzelliğiyle en başından
beri insanı kendisine esir eder. Manolo Sanlucar sanatını ve gitarını başarılı
bir şekilde Madrid de THE ROYAL
THEATRE’da, futbol stadyumlarında,
Avusturalyanın birçok şehrinde, Almanya, Danimarka, Fransa, İtalya,
Belçika, İsrail, Brezilya, Arjantin, Bolivya, Amerika, Tunus, Türkiye, Yunanistan, Rusya, Japonya, Kolombiya, İsveç, Finlandiya, Meksika ve
5 kıtada 50 den fazla dünya ülkesinde icra etmiştir. ’LA GALLARDA’ adlı
eseri 20 nisan 1992 de Jose sacristan,Ana Belen,Ballet Lirico Nacional
gibi sanatçılarında katıldığı Sevilla’daki expo 92 deki kültürel faaliyetlerin
açılışında
Rafael Alberti tarafından icra edildi.Flamenko senfonisi ‘Aljibe’
adlı eserin galası 20 mayıs 1992 de yapıldı.
Konser Enrique Garcia Asensio
yönetiminde Orquesta Ciudad de Malaga tarafından seslendirildi. Expo
92 de Malaga üniversitesi isteği üzerine ‘La Enciclopedia Eelectronica de
Andalucia soundtrack`ini icra etti. Viva la Blanca Paloma adlı Romerio Del
Rocio ile ilgili japon belgeselinin soundtrack ini yazdı ve kendi liderliğinde
kraliyet filarmoni orkestrası tarafından kaydedildi.
|